Yazar arşivi

Mısır Yetiştiriciliğinde Dikkat Edilmesi Gerekenler !

Orijini ve gen merkezi Amerika kıtası olan mısır (Zea mays L. 2n=20) bitkisi gerek Dünya’da ve gerekse Türkiye’de bitkisel kökenli proteinlerin yeterli ve ekonomik üretimi için büyük önem taşımaktadır. Özellikle ülkemizde mısır tarımı hayvansal protein üretimine büyük ölçüde katkıda bulunmaktadır. Ayrıca mısırın tanesinden elde edilen nişasta, glikoz ve mısırözü yağı da ekonomide ham madde açısından büyük önem taşımaktadır. Dr. Sami Üzer
Türkiye mısır bitkisi ekiliş alanı açısından Dünya ve  ülkemizde büyük öneme sahip olup, buğday ve arpadan sonra en çok ekim alanına sahip bir sıcak iklim tahılıdır. Ülkemizde genelde yetiştirilen mısır çeşitleri at dişi mısır, sert mısır, cin mısır veya patlak mısır ve şeker mısırdır. Ülkemizde bu denli öneme sahip Mısır yetiştiriciliğinin püf noktaları;

Tohum

Güzel bir sona ulaşabilmek için elinizde iyi bir kaynak, iyi bir materyal, iyi bir malzeme olmalıdır ki bitkilerde bu Tohumdur! Tohumluk seçerken bir çok kriter vardır bunların her birine özenle dikkat edilmelidir. Bunlar yetiştirilecek bölgenin; İklimi, Toprak özelliği, Sertifaklı olması, İlaçlı olması gibi makro özellikler, Hastalığa dayanıklılığı, Yatmaya dayanıklılığı, İklim değişikliğine olan toleransı, Çeşidi, Hibrid olup olmaması gibi de mikro özelliklere dikkat edilmelidir.

Ekim Zamanı

Mısır bitkisinin ekim zamanında büyük sıkıntılar vardır genelde çiftçilerimiz biraz aceleci olmaktadırlar ve bunun sonucunda özellikle İç Anadolu bölgesinde donlara yakalanmakta ve bitkide fiziksel ve fizyolojik olarak deforme olmaktadır. Ekim zamanı çeşide, iklime, toprak nemine-sıcaklığına bağlı olarak değişmektedir. İç Anadolu bölgesinde ekimler;
  • Mayıs ayı ikinci haftası daha iyi uygun olmaktadır. Tohumun çimlenebilmesi ve üniform çimlenme için toprağın tavına ekilmeli ve toprak sıcaklığının en az 10 santigrat derece olması gerekir.

Gübreleme

Gübreleme de ise yaptığımız en önemli yanlışlardan biri ise toprağın ihtiyacına bitkinin özelliğine bakılmaksızın gübreleme yapılması. Öncelikle ekim yapılacak alandan usulüne uygun bir şekilde toprak örneği alınıp tam teşekküllü laboratuvarlarda analizlerin yapılması ve toprakta eksik olan minerallere ve yetiştirilecek bitkiye göre gübreleme progamının belirlenmesi gerekir. Mısır bitkisinin gübreleme seçeneklerini aşağıdaki linklerde bulabilirsiniz; Prof. Dr. Mehmet Zengin Gübreleme Seçenekleri Adana İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Bu konuda dikkati çekmek istediğim husus ise; Mısır bitkisi 6-7 yapraklı iken (koçan ve tepe püskülü minyatür halinde) gübrelemeye dikkat edilmesi gerekir.Bu dönemde ve çiçeklenme döneminde potasyumlu gübreleme yapılmalıdır. bu dönemlerde toprağın nemli kalması istenir ve potasyumun da su tutma özelliği vardır.

Sulama

Sulama mısır bitkisinde önem arz etmekte ve mısır bitkisinin susuzluluğa toleransı düşüktür.Halen daha ülkemizde de salma sulama vb. vahşi sulamaya devam edilmektedir ancak bunlar büyük ölçüde değişmiş ve verime en büyük katkısı damlama sulama ile olduğu verilerle de sabittir. Mısır bitkisi 650 -750mm yıllık su ihtiyacı vardır. Suyun önemli zamanlarda verilmesi verimi doğrudan etkilemektedir çiçeklenme dönemi gibi! Bu konudaki önemli unsur ise;
  • Suyun kesilme zamanı! Mısır bitkisini İç Anadolu’da kışa kalmaması, diğer bölgelerde de ikinci ürünün zamanının yetişmesi kalite vb. konularda suyun ne zaman kesileceği önemli bir konudur.(İç Anadolu’da Ağustos sonu-Eylül başı)

ziraatedair

Hibrid (Melez) Tohum Hakkında Merak Edilenler !

F1 Hibrid” tohum nedir ?

WP_20150820_006 (2)

Yer küremizde ki biyolojik çeşitlilik kabaca 2 temel kaynaktan beslenmektedir; bunlar;

  1. Genetik mutasyonlar sonucunda oluşmuş olan ve de normalde olmaması gereken genetik dizilişler ile oluşanlar,
  2. Doğal yolla birbirleriyle gen transferi yapabilen türlerin birbirlerine gen aktarmaları sonucunda ortaya çıkanlar yani melezler (veya hibridler)’ dir.

Doğada Gen aktarımı çoğunlukla böcekler aracılığı (özellikle arılar), rüzgarın etkisiyle, vb… dış etkenler sayesinde gerçekleşmektedir. Arı, çiçekten çiçeğe uçarak, erkek organdan aldığı polenleri (üreme materyalini) dişi çiçeğin döl yatağına taşıyıp, döllenmeyi sağlayarak, ziyaret ettiği bu iki birey arasında doğal şartlarda gen aktarımı mümkünse, gen aktarımı gerçekleştirmektedir.

İnsanlar doğayı gözlemleyerek bu sırrı çözmeye başladıklarında melezliğin çok önemli bir özellik olduğunu fark etmişler ve 19. yy’da ağırlıklı olarak Mendel’ in çalışmaları sonrasında bu olguyu kuramsallaştırmışlardır.

Hibrid veya melez tohum, aynı bitki türüne ait uzak akraba konumunda olan iki doğal bitki kümesi veya popülasyonundan (örneğin A ve B) seçilen saf hatların veya bireylerin birbirleri ile çaprazlanması (A x B) sonucunda elde edilen ilk nesil (f1) melez tohumlara verilen isimdir; bu teknik ile değişik yöntemler kullanılarak ana veya babada bulunan özelliklerin f1 çocuklarında ortaya çıkıp çıkmadığı belirlenmekte ve böylece yetiştiricilerin yani çiftçilerin en çok istedikleri özellikleri bünyesinde toplayacak olan f1 melezin hangi ana – baba birleşiminden elde edildiği saptanarak, çoğaltıma geçilmektedir.

Ancak f1 melezler genetik yapıları gereği tohum verdikleri zaman yani f2 elde edildiğinde, f1 de ki istenen özelliklerin çok az bir kısmının f2 de korunduğu görülmektedir. Örneğin f1 de bulunan herhangi bir hastalığa dayanıklılık özelliği f2 de kaybolmakta, dolayısı ile bu özelliklere sahip bir çeşit talep eden kullanıcılar her sene yeniden f1 tohum satın alma zorunda kalmaktadır. Zaten f1 melezlerin bu özellikleri sayesindedir ki bir çok kişi ve kuruluş bitki ıslahı konusunda yatırım yapmış ve yapmaktadır; tohum sektörü her sene cirosunu yaklaşık %13 ila %15 ini AR-GE bütçesine aktararak dünyada tüm sektörler içerisinde araştırmaya en çok kaynak ayıran sektör konumunda bulunmaktadır.

Burada göz ardı edilmemesi gereken iki önemli hususa dikkat edilmelidir; bunlar;

Tohum maliyetinin toplam girdiler içinde ki payı oldukça düşüktür. (örneğin sera domatesinde %1,5 civarı), Diğer girdi maliyetlerinin sabit kalmasına karşın sadece tercih edilen tohum sayesinde toplam hasılat çok fazla değişiklik gösterebilir. (örneğin serada 1 dekar domates üretiminde hiçbir şey kazanmamak, 25.000.- TL kazanmak veya bu iki uç arasında bir hasılat elde etmek mümkündür). Bu uğraşlar sayesinde elde edilen özellikli (örneğin verimli, belirli hastalıklara mukavim, soğuğa veya sıcağa dirençli, erkenci veya geçci, yağ oranı yüksek, vs…) f1 hibridler sayesinde tohum sektörü özellikle dünyada nüfusun çok hızlı arttığı 20. yy’ ın ikinci yarısı boyunca insanların bol ve ucuz gıdaya kavuşmalarını sağlayabilmiştir.WP_20151005_006

Tohumculuk uğraşında uygun ana – babaları belirleme ile istenen f1 melezleri elde etme işlemine “ıslah çalışması”, yapan kişiye de “ıslahçı” ismi verilmektedir.


F1 Hibrid – Melez tohumlar kısır mıdır ?

Maalesef ülkemizde ulu orta dillerde dolaşan “f1 tohumlar kısırdır” söylemi tamamen yanlış ve de büyük bir yalandır! Bu iftiranın altında işin özünü bilmeyen geniş kitlelere korku salarak bilimsel gelişmelerin önüne bilinçli veya bilinçsiz set çekmek isteyen ufak ama yaygaracı bir grup insanın yarattığı bilgi kirliliği vardır! Melezleme yolu ile geliştirilen f1 hibridler mutlaka kısır olur diye bir şey söz konusu değildir; ancak istenirse bu özelliği sağlamak genetik olarak mümkündür. Örneğin eşek ile altın melezi olan katır, kısırdır; ancak katırı alan da, satan da, üretimine aracı olan da bunun böyle olduğunu bilerek belirli özellikleri nedeni ile katırı tercih eder ve ahırına koyar! f1 tohumlar içerisinde de örneğin çekirdeksiz karpuz doğal olarak kısırdır ve tohumu olmadığı için de çocuk yani meyve veremez; bu karpuzları üreten de, yiyen de bunun böyle olduğunu bilir! Ancak çekirdek ayıklaması zor geliyorsa ve de canı kolaylık isterse bu kısır çeşidi bilinçli olarak satın alabilir.

Bu yöntemle belli bir amaca yönelik kısır bir çeşit geliştirildi diye ticari olarak satılan tüm f1 hibrid tohumlar kısırdır demek büyük bir yalandır. Örneğin; domateslerde kısırlığın bir cazibesi bulunmamaktadır; ancak ülkemizde piyasada satılan ve tüketilen domateslerin yüzde 99’ a yakınının f1 hibrid olmasına karşın bu çeşitler kesinlikle kısır değildir; bunu doğrulamak için yediğiniz domatesin içerisinden ayıracağınız çekirdekleri, kış sonrası, bahar aylarında toprağa ekerseniz yaza tekrar domates elde edeceğinizi göreceksiniz!

WP_20150904_003 1

Hibrid-Melez F1 tohumlar insan ve çevre sağlığı açısından zararlı mıdır?

Kesinlikle hayır! Belirli bir bitki türünde örneğin mısır, şeker pancarı veya domateste hibrid melez tohumlar ile olamayanlar arasında genetik olarak hiçbir fark yoktur. Her ikisi de aynı genetik temele (yani aynı genlere ve gen sayısına) sahiptir. Dolayısı ile hibrid melez tohumu ile organikçilerin yere göğe sığdıramadıkları baba annelerinin domatesi (ki yukarıda açıklandığı gibi o da melez idi) arasında sahip oldukları genlerin niteliği ve sayıları itibari ile hiçbir fark bulunamamaktadır. Hibrid melez tohumlar ıslah edilirken genetik mühendisliğin teknikleri kullanılmaz ve de bu tohumlar başka canlı türlerine ait gen taşımazlar. Bu aşamada hibrid- melez tohum kullanımı ile bilinçsiz veya kontrolsüz tarım uygulamalarını ayırmamız gerekiyor. Kontrolsüz tarımda ölçüsüz yoğun ilaç ve gübre uygulamaları kültürel tedbirlere riayet etmeden üretim anlatılmaktadır. Denilebilir ki yüksek oranda üretim artışı getiren hibrid-melez tohum kullanımı yoğun tarımı teşvik etmiyor mu? Hayır etmiyor! “ Bilinçsiz Tarım” karşıtı olarak AB ülkelerinde yaygınlaşmaya ve ülkemizde de sebze üretiminde kullanılmaya başlanan “ iyi tarım uygulamaları” yükselen çevre koruma bilinci ile her geçen gün daha fazla benimsenmekte ve burada hibrid-melez tohumlar kaçınılmaz olarak en önemli girdi olarak kullanılmaktadır; şöyle ki f1 hibrid-melez çeşitler ile kurumsal olarak her istenen özellikte çeşit geliştirmek mümkün olduğundan belirli hastalıklara dayanıklı yani ilaç gerektirmeyen, daha az su tüketen, daha az gübre gerektiren, vs… özellikte tam çevre dostu daha fazla vitamin, daha fazla kanser düşmanı moleküller içeren insan sağlığına dost ürünler elde etmek mümkündür. Bu konular üzerinde tüm ıslahçılar şu anda yoğun olarak çalışmaktadırlar.
Kaynak ;
  • Türk-TED
  • ziraatyapma.blogspot.com.tr
 
ziraatedair

Ayçiçeği Yetiştiriciliği

WP_20150721_004   Tarla hazırlığında amaç; ön bitki artıklarını toprağa karıştırmak, yabancı otları yok etmek, iyi bir tohum yatağı hazırlamak, çimlenme, çıkış ve büyüme için uygun rutubet, havalanma ve sıcaklığı sağlamaktır. Tarladaki ön mahsül kaldırıldıktan sonra 20-25 cm derinlikte pullukla sürülür. Sürümün 2-3 yılda bir derin yapılması faydalıdır. Eğer kış öncesinde tarla otlanırsa kültüvatör (kazayağı) ile toprak işlenir. İlkbaharda toprak tava geldiğinde kültüvatör ve tırmıkla işlenerek tarla ekime hazır hale getirilir.
  • Ekim Nöbeti
Ayçiçeği 3-4 yıldan önce aynı tarlaya ekilmemelidir. Çünkü hem verim azalır, hem de hastalıklar çoğalır. Çapa bitkilerinden sonra iyi verim verir. Buğday için de iyi bir ön bitkidir. Özellikle şekerpancarı tarımı yapılan yerlerde ayçiçeğinin ekim nöbetine girmesi verimin artmasında çok etkili olmaktadır. Şekerpancarı-Ayçiçeği- HububatYem Bitkisi; Patates-Hububat-AyçiçeğiBaklagil veya Baklagil-AyçiçeğiHububat-Şekerpancarı gibi bir ekim nöbeti tavsiye edilebilir.
  • Ekim
İyi bir çimlenme ve çıkış için toprak ısısı en az 8-10°C olmalıdır. Bölgemizde ekim için Nisan ayı uygundur. Ekimde sıra arası 70 cm, sıra üzeri 35 cm olmalıdır. En iyisi mibzerle ekimdir. Pulluk çizgisine elle ekim de yapılabilir. Mibzerle ekimde dekara 500 g tohum yeterli olmaktadır. Bakım İşleri Ayçiçeği bir çapa bitkisidir.3 defa çapa yapmak lazımdır.Birinci çapa, bitki 4-5 yapraklı olunca (10-15 cm boylanınca) sıra üzeri 35 cm olacak şekilde yapılır (Tekleme). İkinci çapa, bitki diz boyu olunca (35-45 cm boylanınca) sıra aralarını kabartma ve boğaz doldurma için yapılır. Üçüncü çapa ise ayçiçeği çiçeklenmeye başlayınca yapılır. Çapa yapılırken kök ve yaprakların kesilmemesine dikkat edilmelidir. WP_20150723_008
  • Gübreleme
Ayçiçeğinde arzulanan yüksek verim, yeterli ve dengeli gübreleme ile gerçekleşebilir. Bu nedenle üreticilerin topraklarını tahlil ettirmeleri, tahlil sonucuna göre gübre kullanmaları daha faydalıdır. Tek yönlü azotlu gübre dane tutmasını azaltır. Çiftlik gübresi de aynı şekilde etki yapar. Kompoze gübreler verilebilir. Azotlu gübrenin yarısı ekimle, diğer yarısı kuru şartlarda ilk çapadan önce, sulu şartlarda ise ilk sulamadan önce sıra arasına verilir. Fosforlu ve potasyumlu gübreler ekimle beraber verilmelidir. Gübreler son sürümden önce toprağa serpilir, diskaro ve pullukla gömülürse toprağa karışımı sağlanır. Toprak tahlili yapılmamışsa saf madde olarak dekara ortalama 10-12 kg azot, 7-9 kg fosfor, 4-5 kg potasyum verilebilir.
  • Sulama 
Ayçiçeği genellikle kuru şartlarda yetiştirilmektedir. Yağış miktarı yeterli ve dengeli değilse sulama imkanı olan yerlerde sulama yapılmalıdır. Genellikle verim düşüşü, çiçeklenmeden 20 gün önce ve 20 gün sonrasını içine alan dönemdeki su noksanlığında olmaktadır. Eğer bu döneme kadar önemli su ihtiyacı görülmemişse bu dönemde yapılacak 1- 2 sulama ile verimde önemli artış sağlanır. Ancak daha önceki dönemde ihtiyaç görülüyorsa sulama yapılmalıdır. Serpme ekim yapılmışsa salma usulü sulanabilir. Sıraya ekimde karık usulü sulama uygulanır. Tabla ve sap çürüklüğü hastalıkları görülen yörelerde çiçeklenme başlangıcından sonra sulama yapılmamalıdır.
  • Hasat-Harman
Yaprakların sararması, kuruması, tablada kenar çiçeklerinin kuruyup dökülmesi, ortadaki tohumların kuruyup normal rengini alması tablanın arkasında sarı-esmer renk meydana gelmesi hasat zamanının işaretidir. Elle veya biçerdöverle hasat yapılır. Tarlada kalan saplar ayrıca toplanır. Hasat elle yapılmışsa, tablalar 2 gün güneşte kurutulur. Daha sonra tablalara sopa ile vurarak veya birbirine sürterek, yahut harman makinalarında tohumlar ayrılır, selektörlenir, çuvallanır. Depolamada ürün nemi en fazla %8 olmalıdır. Üretimde Bal Arısının Önemi Tozlaşma, dolayısıyla tohum bağlama, özellikle bal arıları ile olur. Arıların nektar toplamak için ayçiçeği tablalarındaki gezinmeleri ve ayrı ayrı bitkileri dolaşmaları döllenmeyi sağlar. Bunun için çiçeklenme devresinde ayçiçeği tarlalarına 10 dekara 2 kovan olacak şekilde arı kovanlarının yerleştirilmesi faydalıdır. Böylece ayçiçeği tablalarındaki boş tane oluşumu önlenecektir.
  • Orobanş
Ayçiçeği tarlalarında sorun olan orobanş parazit bir bitkidir. Tohumla çoğalır. Orobanş tohumları çimlendikten sonra en yakınındaki ayçiçeği kökü ile temasa geçer ve birleşir. Bundan sonra gelişmesi için gerekli olan besin maddelerini ayçiçeğinden alır. Bu nedenle verimde önemli düşüşlere yol açabilir. Orobanşla mücadelede en etkili yol dayanıklı çeşitlerin ekilmesidir. Orobanş görülen tarlada orobanş bitkilerini çiçeklenmeden önce tarladan söküp atmak yoğunluğunu azaltabilir.    
  • Kaynak ;
  •  Ankara İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü
ziraatedair